Roma İmparatorluğu’na 46 yıl boyunca başkentlik yapan ve bugün İzmit sınırlarında yer alan tarihi Nikomedia kenti, ilk kez bir romanın merkezine taşındı. Atilla Ağırbaş ve Ece Özbaş’ın kaleme aldığı “Gizli Kabile”, gizemli bir yolculukla Nikomedia’nın saklı tarihini edebiyatseverlere sunuyor.
375 sayfalık eser, varlığına inanılan yedi gizli kabilenin hikâyesiyle başlayıp Nikomedia’ya uzanan mistik bir serüveni anlatıyor. Yazar Atilla Ağırbaş, romanı “Dan Brown’un eserleri kadar güçlü bir başyapıt” sözleriyle tanımlıyor.
“Kaynak bulmakta zorlandık, sonra kapılar açıldı”
Kitabı yazarken en büyük zorluklarının kaynak eksikliği olduğunu belirten Ağırbaş, şunları anlattı:
“İlk başta hiçbir veriye ulaşamıyorduk. Yazmaya başladıktan sonra sanki bir kanal açıldı; odaklandıkça kaynaklar önümüze gelmeye başladı. Doğu Roma dönemine ait eserleri, Libanius ve Tatianus gibi tarihçilerin yazılarını, kütüphanelerdeki kayıtları inceleyerek romanın kurgusunu besledik.”
“Nikomedia görünmezdi, görünür olsun istedik”
Ağırbaş, Roma İmparatorluğu’nun en önemli şehirlerinden biri olan Nikomedia’nın hak ettiği ilgiyi görmediğini vurguladı:
“Bir kentin 46 yıl boyunca imparatorluğa başkentlik yaptığını çoğu kişi bilmiyor. Biz de bu kitapla ‘Nikomedia artık gizlenme, görünür ol’ dedik. İzmitli biri olarak bu eseri yazmak benim için bir sorumluluktu.”
“7 gizli kabileden doğan kurgu”
Eserin diğer yazarı Ece Özbaş ise kitabın temel çıkış noktasını şöyle özetledi:
“Hin, Bin, Yim, Rim, Tin, Sin ve Min adındaki yedi gizli kabile fikri beni çok etkiledi. Daha önce işlenmemiş bir konuydu. Atilla Bey de aynı dönemde Nikomedia üzerine çalışıyordu. Gücümüzü birleştirince kurgumuz daha da zenginleşti ve ortaya bambaşka bir serüven çıktı.”
Özbaş, romanın kurgusunda İzmit’in tarihi mekânlarını kullandıklarını da ekledi:
“Kapanca Sokak’tan Terzibayırı’na kadar birçok alanda kurguya uygun atmosferler oluşturduk. Mekânları gezerek, gözlemleyerek yazdık. Fark ettik ki İstanbul ile Nikomedia aslında birbirine bağlı. Amacımız bu gizli medeniyeti görünür kılmaktı.”
“Gerçekler üzerine kurulu büyülü bir anlatım”
Tarihi gerçeklere bağlı kalma konusunda hassas olduklarını söyleyen Özbaş, “Hiçbir bilgiyi uydurmuyoruz, sadece hikâye tadında aktarıyoruz” dedi. Ağırbaş ise kitabı “büyülü gerçeklik” olarak tanımlayarak, “Kurgunun içine gerçeği yerleştiriyor, okuyucunun daha kolay kavrayabilmesi için senaryolaştırıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Okuyucunun eleştirisine açığız”
Romanı okuyanlardan geri dönüş beklediklerini belirten Özbaş, “Sevmeniz de eleştirmeniz de mümkün. Biz eleştiriye açığız, önemli olan görünür olmak” diye konuştu.
Kaymak: İHA



